Popular Posts

Öğreniyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öğreniyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2013 Cuma

Ana Anouk Llanes ile Atölye Çalışması


 Kalkedon Flamenko, yenilenen atölyesinde, sonbahara adım attığımız bu günlerde çalışmalarına yoğun bir programla devam ediyor. Teknik çalışmalar, palmas ve ritm dersleri, koreografi hazırlığı derken atölyeden çıkmaz olduk. Ne de iyi oldu... Günleri flamenko ile sonlandırmak, tüm günün yorgunluğunu sıkıntısını atölyede atmak ve ruhunu flamenko ile doyurmak...

Yoğun çalışma programına konuk eğitmenlerle atölye çalışmalarını da ekledik. Geçtiğimiz hafta, bale ile başladığı profesyonel dans hayatına yıllardır flamenko ile devam eden, kendine has tarzı ve yorumu ile sahnelerde izlediğimiz Ana Anouk Llanes atölyemize konuk oldu. Dansı ile zaten hayranlığımızı kazanmış Ana, sempatik, hareketli ve samimi kişiliği ile de Kalkedon atölyesini şenlendirdi. En önemlisi de başarılı hocalığı sanırım! Dans bir yetenek ama bilgini, tekniğini karşındakine aktarabilmek de ayrı bir beceri. Duyguyu ona aktarabilmek, sabretmek, doğru tespitlerle öğrencine gerekli uyarıları yapıp tavsiyede bulunabilmek... Ben bu açıdan derslerin oldkça verimli geçtiğini düşünüyorum.

Bulerias de Jerez çalıştık Ana ile. Buleriasın Jerez'e özgü tavrından, hissinden ve nasıl yaşatıldığından bahsetti bize; orada tanıdığı insanlar, sokaktaki gözlemleri ve izlediği fiestalar... Sonra pratiğe döktük, onun o çingene tavrını kapmaya diğer palolardan ayırıp Bulerias de Jerez'i gerçek anlamıyla özümsemeye çalıştık. Kolay değil elbet. Ama çalıştıkça neler olmuyor ki.




Kalkedon Flamenko'da bir yeni başlayanlar grubu bir de orta seviye sınıf çok keyifli çok da verimli bir haftasonu geçirdik, Ana Anouk Llanes eşliğinde.Dansı, ritmi, tekniği ve duyguları farklı bir gözden, yorumdan dinlemek bizleri geliştiriyor.



Kalkedon Flamenko'ya organizasyonu için, Ana'ya emekleri için ve tüm ekibe katılımları için teşekkür ederim. Bir sonraki atölye çalışmasını heyecanla bekliyorum...

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Sara Baras_ Bulerías de Concha



"Herkes kendine has dans eder, doğrusu yoktur, öğretilmez ancak hissedilir" diye tarif etti Bulerías'ı Juan de los Reyes. Bu izlediğiniz Bulerías de Concha, Sara Baras'ın içinden akan duygular; annesine olan sevgisi, özlemi, saygısı... Duygularını öyle güzel aktarıyor ki; o sade kostümünün içinde, sahne ışıklarının altında, yüzlerce izleyicinin karşısında ama yalnız, hüzünlü, sevgi dolu kimi zaman hırçın, kalbe dokunan bazen de coşturan duygu yüklü bir Bulerías. Müziğin ahengi, cantenin tınısı ve Sara Baras'ın muhteşem dansı... Her izlediğimde gözlerim doluyor, sahneye dökülmüş duygular bende birşeyleri harekete geçiriyor; hissediyorum, üzülüyorum, coşuyorum...Her Bulerías sanatçısına has, her Bulerías'ın aktardığı duygular kendine has... Bulerías de Concha size ne hissettiriyor?







25 Nisan 2013 Perşembe

İçimden geldi

Sinir oluyorum sana Flamenko!
Neden bu kadar güzelsin...
Güzelliğinin yanında, seni ulaşılmaz yapan zorluğun beni sana çeken. Kendine hergün biraz daha hayran bırakıp, hergün daha da hırslandırıyorsun beni. Bu hırsla, inatla sıkılmadan peşinden koşuyorum ben de. Kesip atamıyorum, olduğu kadar diyemiyorum; ardında bıraktığın acıyla, ulaşamama korkusuyla ama hergün artan aşkla vuruyorum ayaklarımı yere, senin için. Sinirleniyorum, acı çekiyorum, hırslanıyorum, emek veriyorum, çalışıyorum, yorgun düşüyorum ama aşkından vazgeçmiyorum.
Neden bu kadar zorsun...
Sinir oluyorum sana Flamenko...
Neden bu kadar güzelsin...

7 Mart 2013 Perşembe

La Bienal de Flamenco de Sevilla - Edición 17



17. Flamenko Bienali, Sevilla… Benim için bir dönüm noktası… Flamenko adına ilk senemde karşıma çıkan en büyük fırsattı Sevilla’ya gitmek. Kalkedon Flamenko Topluluğu’ndan küçük bir ekip, Sevilla gezimizi organize ettik. Konser programı incelendi, kurslar tek tek araştırıldı, ev kiralama telaşına girildi. Henüz flamenkoda çok yeni olduğumdan seviyeme göre ders bulmak epey zor oldu, bienal kapsamındaki konserler ise öyle yoğun bir programa sahipti ki, birinden diğerine koşturacağımız bir program oluşturduk kendimize.

Sevilla’ya ilk adım attığım anda düşündüm bu büyülü şehirden nasıl gideceğim diye. Sokakları kaplayan dolu dolu Endülüs kültürü, İslami motifler,  mozaiklerle süslü yapılar ve sesinde, kokusunda, renginde saklı Flamenko…

Hangi köşeyi dönsem kırmızılar, puantiyeler, fırfırlar, yere kadar uzanan püskülleriyle renk renk şallar, yelpazeler, küpeler, ayakkabılar… Tam bir çılgınlık! Günlerce kendimizi kaybedip dükkan dükkan dolaştık, kostümleri bir bir giyip sayısız ayakkabı denedim.

Her gün siesta saatine kadar dükkan gezip sonra koşturarak derse yetiştik, Sevilla sıcağında elimizde şişe şişe sular, havlular, ayakkabılar. İki saat süren, yoğun teknik dersler aldık; ayak, gövde, ritim, palmas… Son günler ayaklarımın üstüne basmakta zorlanıyordum ama keyiften, mutluluktan yorgunluk bana mısın demiyordu.

Sadece kendi derslerim değil, öyle şanslıydım ki hocamız Demet’in La Lupi ve Cancha Jareno ile derslerini izleme fırsatım oldu. Daha ilk yılımda edindiğim bu tecrübe, tarif edilemez bir mutluluk! Gövde, duruşlar, kollar, tavır, kondisyon, ayaklar… Flamenko ile orada tanıştım diyebilirim.

İzlediğim sahne performanslarını nasıl anlatsam hangi kelimelerle tarif etsem bilemiyorum. Tablao’dan Teatro Maestraza’ya geniş bir yelpazede konserler izledik. En çingenesinden, modernine, küçük bir tablao akşamından geniş kadrolu büyük prodüksiyonlu şovlara hemen her türünü gördük flamekonun. Sokaklara taşan fiestaları unutmamalıyım; gitara eşlik eden palmas ve Endülüs’te yankılanan sesler, ale hassa ole guapa… Gizemli, büyülü, rüya gibi…

Flamenko ile Sevilla’da tanıştım diyebilirim. Gördüm, dinledim, denedim, kokladım ve Flamenkoyu tattım. Tabii ki bir Flamenko ustası olarak dönmedim oradan ama yerinde görmek, içinde yaşamak bana çok şey kattı. Şimdi yeni bir Sevilla gezisi için hazırlıklara başladım, yeni maceralar yakında…

25 Ocak 2013 Cuma

Hayatımın Her Anında

Flamenko üzerine birçok yorum dinleyebilir, kitaplar okuyabilirsiniz; videolar, konserler, workshoplar...
Ama ben bir öğrenci gözünden anlatacağım size Flamenko'yu; hobi olarak derslere başlamış, ilerledikçe zorluğunu farketmiş ama vazgeçmek yerine gün gün üstüne gidip kendini geliştirmeyi seçmiş bir öğrenci gözünden.
Evet Flamenko zor! Birkaç keyifli saat geçireyim, dans öğreneyim sosyalleşeyim diye başlanacak birşey değil. Çalışmak gerek, çok çalışmak gerek! Ama o zehri bir kere aldınız mı, müzik içinize işledi mi zor mor dinlemeyip öğrenmek için, içindeki hisleri bedenine, dansına yansıtmak için hırslanıyor insan.
İlk günler bileklerimi çevirememekten, sonraları kollarımın açılmamasından şikayetçiydim. Takındığınız tavır, büründüğünüz form o kadar aykırı ki o güne kadarki yaşamınıza, acı çekiyorsunuz alışırken. Hala da alıştım denemez, ama çalışıyorum. Hele ki ayaklar! Kasların topuklarla imtihanı...
Ben anladım ki Flamenko gördüğün her aynada duruşunu düzeltmekmiş, ofiste her molada kollarını esnetmek, asansör beklerken adım çalışmakmış. Otobüs durağında, uzun süren toplantılarda masanın altında ve hatta tuvalette... Ritm, adım, duruş, Flamenko hayatımın her anında!
Delirdi bu kız diyorlardı. Sanırım benim için endişeleniyorlar dedim, alışırlar zamanla dedi Aysu. Alıştılar. Ben de. İyi ki var; zorluğuyla, ağrılarıyla, hırsıyla, duygusuyla...iyi ki!

kalkedonflamenko.com 

20 Ocak 2013 Pazar

Bir Flamenko Yolculuğu, Kalkedon'la...

Uzun bir yola çıktım tam bir yıl önce. Zorlu, yorucu, azim ve emek isteyen ama hepsinden önce çok keyifli bir yol bu. Flamenko yolculuğum tam bir yıl önce başladı ve bu bir yılda öyle çok değişti ki hayatım... Beni Flamenko ile tanıştıran ve şimdi vazgeçilmezim olan Kalkedon Flamenko Topluluğu ile neler yaşandı, neler öğrenildi ve daha neler olacak burada paylaşacağım sizlerle. Bu müziğe bu dansa duyduğum aşk nasıl da yerleşti kalbime, ruhumu bedenimi nasıl şekillendirdi ve bu aşk beni nerelere uçurup götürdü tanık olacaksınız sizler de. Kim bilir belki sizlerin de kalbine, hayatına dokunur da Flamenko, eşlik edersiniz bize bu yolculukta...